Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Online BilgiRSSYorum RSS
Ekim 2007 tarihli yazilar (sayfa 1)Ekim 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Güneş nasıl oluşmuştur? 

büyük bir patlama sonucu dağılan elementler zamanla kendi etraflarında dönmeye başladı dönen her madde çekim kuvveti birleştiler oluşan çekim kuvveti sayesinde gezegenler oluştu bunlardan bazıları gaz bazıları toprak gibi çeşitli elementlerden oluşuyor. sonuçta güneşte çekim kuvveti (dönme ile) oluştu ve çapı en büyük gezegen. Ama ateşin orda nasıl yandığı hakkında bilgim yok diğer arkadaşlar biliyorsa inşallah yardım eder.

Tasvir nedir? 

tasvir
is. (tasvi:r)
Ar.
--------------------------------------------------------------------------------

1. esk. Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma, betimleme: "Bu, Salihli sokaklarında tasvire sığmaz bir kargaşalık ve vaveylâ idi." -M. Ş. Esendal.

2. hlk. Resim

Anfoter nedir? 

Hem asit ile hem de bazla ayrı ayrı reaksiyona girebilen maddelere anfoter maddeler denir.
Asitlere karşı baz, bazlara karşı asit özelliği gösteren maddelerdir :
Al2O3, ZnO, Al(OH)3, Zn(OH)2 gibi.

İlaç Alerjileri 


Alerji kliniklerine başvuru nedenlerinden birisi de ilaç alerjileridir. Çeşitli nedenlerle kullanılan ilaç tedavileri belli bir oranda aIleljik reaksiyonlara neden olmaktadır. Bunların önemlileri burada incelenecektir.

PENİSİLİN VE ANTİBİOTİK ALLERJİLERİ
Günümüzde tüm dünya üzerinde en sık kullanılan antibiotik hala penisilindir. Bunun da sebebi, penisilinin geniş bir etki alanına sahip olması, düşük toksititesi ve ucuz olması. kolay bulunabilmesidir. Batı ülkelerinde. 4 yaşına kadar olan çocuklar için yazılan reçetelerin dörtte üçünde. 5-9 yaş arası çocuk reçetelerinin yarısında ve 10-14 yaş arası çocukların reçetelerinin de dörtte birinde bu ilaç bulunur. Erişkinlerde de romatizmal ateş, romatizmal kalp hastalığı, zatürre, menenjit ve görülme sıklığı her geçen gün yeniden giderek artan frenginin tedavisinde hala ilk seçilecek ilaç olarak yerini korumaktadır. Çeşitli ülkelerden bildirilen araştırmalar, penisilin kullananların ortalama %2'sinde çeşitli alerjik sayılabilecek reaksiyonlara rastlanıldığını göstermektedir. Bu alerjik reaksiyonların önemli bir kısmı sadece deriyi tutmakta ve hayatı tehdit etmemektedir. Hayatı tehdit edebilecek boyuttaki alerjik reaksiyonların görülme sıklığı ise 1000'de 4 civarında olup epeyce küçük bir oran oluşturmaktadır.

Penisiline bağlı alerjik şok sonucu ölüm ise 100.000'de 1-2 arası bir oranda görülür. Bu tip tehlikeli re aksiyonların çoğu, ilacın injeksiyon ya da damardan verilmesi esnasında görülmektedir. Ağızdan tablet olarak kullanılan penisiline karşı oluşan alerjik şok sonucu ABD'de 1983'e kadar sadece 6 ölüm bildirilmiştir.

Daha önceden çeşitli nedenlerle penisilin kullanıp hiçbir alerjik reaksiyon görülmeyen kişilerle, bu ilacı ilk defa kullananlarda alerjik bir reaksiyon görülme şansı aşağı yukarı eşittir. Ancak daha önce penisiline karşı alerjik bir reaksiyon geçirmiş olan bir kişinin daha soma yine penisilinle reaksiyon geçirme riski, daha önce penisilin tedavisini sorunsuz tolere etmiş bir kişiye göre daha fazladır. 1973'de ABD 'den bildirilen bir araştırmada. daha önceden penisiline karşı alerji öyküsü bulunanlarda, ilacın yeniden verilmesinde herhangi tip bir alerjik reaksiyonun görülme oranı % 12.8'dir. Bazı araştırmacılar, penisiline alerjik kişilere yeniden bu ilaç verildiğinde ortaya çıkan reaksiyonların ancak %510'unun ağır düzeyde olacağını, ölümün ise 1000'de 2-5 oranında görülebileceğini bildirmektedir. ABD'de yılda ortalama 500 civarında kişi penisiline bağlı alerjik reaksiyondan kaybedilmekte ve bu kişilerin dörtte üçünün daha önceden penisiline ait bir alerjik öyküsü bulunmamaktadır. 1964-1983 arasında İngiltere'de bu ilacın alerjisi sonucu sadece 22 kişi kaybedilmiştir. Tekrar etmek gerekirse bu kişilerin büyük çoğunluğu ilacın injeksiyon olarak yapılması sonucu kaybedilmiştir.

Anamaksi denilen hayatı tehdit edici alerjik reaksiyon hemen her yaşta görülmesine rağmen, en sık 20 ile 49 yaş arasındadır. 12 yaşın altında çok seyrektir.

Alerji her ırktan kişilerde ve her iki cinste eşit olarak görülür. Astma. egzama. alerjik nezle ve diğer ilaçlara alerjisi olma gibi durumlar, penisiline alerji için özel bir risk teşkil etmezler. Penisilin'in elde edildiği Penicillium cinsi mantarlara karşı alerjik olmak da ekstra bir risk taşımaz (bu cins küf mantarları toprakta. kuru ekmekte, çürümüş turunçgiller ve elma üzerinde dahi bulunabilir) .

ALLERJİ NASIL OLUŞMAKTADIR?
Penisilin 300 dalton ağırlığında, düşük moleküler agırlık1ı bir ajan olup. ancak vücut proteinlerine bağlanmak suretiyle immün yanıta neden olur. Vücuttaki yıkım ürünleri kabaca iki ana gruba ayrılarak incelenir:
A) Penisilin'in yaklaşık %95'i benzylpenicilloyl haptenik grubunu oluşturur (BPO). Genellikle bu gruba karşı vücut IgE ve IgG tipinde antikor üretir. Bu gruba Major Determinant denmektedir.

B) Penisilin'in kalan %5'lik kısmı da kristalin penisilin, sodyum penicilloate ve sodyum alfa-benzylpenicilloylamine oluşturur. Bu gruba karşı IgG tipi değil özellikle IgE tipi antikorlar oluşur ve ciddi tip alerjik reaksiyonlardan sorumlu olan grup budur. Bu gruba minör determinantlar da denmektedir.

HASTALARIN TESTLERLE DEĞERLENDİRİLMESİ
Bu testler daha önceden penisilin alerjisi şüphesi olan kişilere mutlaka uygulanmalıdır. Uygulanan bu testlerle, hayati tehlike yaratan alerjik reaksiyonlar hakkında bir fikir alınabilmesine karşın; deri reaksiyonları, hemolitik anemi ve serum hastalığı gibi durumlar hakkında bilgi alınamaz. Peri testleri mümkünse mutlaka penisilinin major ve minör determinantlarına karşı ayrı ayrı yapılmalıdır. Ancak bu maddeleri ülkemizde her zaman bulmak mümkün olmamaktadır. Özellikle minör determinantlara karşı alınan pozitif bir deri yanıtı, hastanın anafilaksi için ciddi bir risk taşıdığının göstergesidir. Her iki determinanta karşı alınan negatif yanıt ise aleljik reaksiyon şansının %1 'den düşük olduğunun ifadesidir.

PENİSİLİNE KARŞI DESENSİTİZASYON (DUYARSIZLAŞTIRMA)
Penisiline karşı alerjisi kesin olarak bilinen ancak bir infeksiyon hastalığı nedeniyle bu ilacın mutlaka kullanılması gereken durumlarda uygulanır. İlacı küçük dozlarda, belirli zaman aralıkları ile gittikçe artan bir şekilde hastaya ,verip, onu bu ilaca karşı duyarsızlaştırmak esas amaçtır. Bu işlem mutlaka bir alerji uzmanının gözetiminde ve mümkünse hastaya gerektiğinde her türlü müdahalenin yapılabileceği bir ortamda uygulanmalıdır. Desensitizasyon sonucunda, hasta o zaman dilimi için bu ilaca karşı duyarsızlaşabilir ama daha ileriki bir zamanda gene penisiline alerjik olma şansı vardır. Bu işlem esnasında penisilin ağızdan veya damar yolu ile verilebilir. Desensitizasyon esnasında da çeşitli alerjik reaksiyonların görülme şansı vardır.

ÖNERİLER
Hastanelere başvuranların aşağı yukarı onda biri penisiline karşı alerjisi olduğunu söylemektedir. Görüldüğü üzere penisiline gerçekten alerjik olmak bu sıklıkta değildir. Penisilinin gerçekten değerli ve ucuz bir tedavi imkanı yarattığı düşünülürse. bu kişilerin bu yönden mutlaka ayrıntılı incelenme zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu kişilerin hepsini penisilin alerjik olarak kabul edip hemen alternatif ilaçlara yönelmek, tedavi giderlerinin gereksiz olarak kabarmasına neden olmaktadır. Penisilin tedavisi esnasında kaşıntısız deri döküntüleri görülebilir, bu tehlikeli bir durum işareti olmayıp tedaviye devam edilebilir. Ancak deri döküntülerine kaşıntı, ürtiker ve diğer önemli boyutta alerjik bulgular eşlik ederse, tedavi kesilmelidir.

Penisiline alerji öyküsü olan ve deri testi pozitif bulunan bir kişi, tüm beta laktam halkası taşıyan antibiotiklere karşı da duyarlı demektir. Örneğin bu durumda sefalosporin grubu bir antibiotik ile de alerjik reaksiyon olma şansı % 15 civarındadır. Daha düşük olmakla birlikte İmipenem için de bu şans vardır. Bu nedenle riskli kişiler. farklı yapıda antibiyotik kullanmalıdır. Doktorunuza bu duyarlılığınızı hatırlatmanız yeterli olacaktır.

Yapılan araştırmalar romantizmal kalp hastalığının koruyucu tedavi kısmında kullanılan penisilin ile de çok seyrek alerjik reaksiyon görüldüğünü göstermiştir. Yakın zamanda yayınlanan bir araştırmada. 1970 penisilinle koruyucu tedavi alan romantizmal kalp hastası incelenmiş ve bu kişiler alerjik reaksiyon yönünden takip edilmiştir. Bu kişilere araştırma süresinde 32.430 penisilin injeksiyonu yapılmış ve sadece 4 injeksiyon esnasında ciddi alerjik reaksiyon oluşmuştur. Bu dört kişiden üçünün alerjik reaksiyonu kolayca atlatabilmesine karşın ağır derecede kalp hastası olan dördüncü kaybedilmiştir. Yani burada da olayı ağırlaştıran esas faktör. kişinin ağır bir kalp hastası olmasıdır. Deri testi pozitif olan ve önceden bilinen penisilin alerjisi bulunan romatizmal kalp hastalarına sulphadiazine önerilebilir.

Arı Alerjisi 


Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ABD, Erişkin Alerjisi Ünitesi Her nedense balını severek yememize rağmen arının kendisini pek sevmeyiz. Etrafımızda uçması genellikle bizi rahatsız eder. Biraz geçmişteki bir sokmanın acı tecrübesi, biraz da içgüdüsel bir korunma olarak yorumlanabilir bu davranış. Arkeolojik kazılar 4000 yıl önce eski Mısır'da arıcılığın yapıldığını ortaya koymuştur. Tarihteki bilinen en eski arı kurbanı MÖ 2641' de ölen Mısır firavunu Menes olup bir yaban arısı sokması sonucu kaybedilmiştir. Ancak eski Mısır dilinde yaban arısı ve su aygırı aynı hiyeroglif şekliyle ifade edildiğinden bazı Eski Mısır uzmanları bu ölümü. su aygırı saldırısına bağlamaktadır. Arıcılık bizde de oldukça eskilere dayanmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nda Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde arıcılığa ilişkin kanunnameler çıkarılmıştır. Yapılan istatistikler bugün ülkemizde toplam kovan sayısının 3.5 milyonu aştığını ve bunun da % 80’inin gezgin arıcılar tarafından dolaştırıldığını ortaya koymaktadır. Böylelikle toplumun her kesiminden kişiler her zaman için her yerde kolayca arı ile karşılaşabilme şansına sahiptir.

Arılar 100.000'den fazla çeşidiyle böcekler aleminin en geniş ailelerinden birini oluşturur. Günümüzde en çok karşılaştığımız ve yazımızın konusu olan tür Hymenoptera ailesidir. Bal ansı ve yaban arısının da dahil olduğu bu tür, koloni olarak yaşar. Koloni; kraliçe an. aslen dişi olan işçi anlar ve esas görevi üreme olan az sayıda erkek anlardan oluşmaktadır.

Arı zehri. hayvanın karın bölümünde bulunan özel bezlerden salgılanır ve iğnesinin dibinde bulunan zehir kesesinde toplanır. Bir kaç günlük yavru anların zehir keseleri genellikle boştur. Buna karşın an büyüdükçe zehir miktar da artar. 20 günlük bir an ömrü boyunca taşıyabileceği zehir miktarını kesesinde toplamıştır. Erişkin bir balansı insanı soktuğunda iğne si ile birlikte bazı iç organları da vücudundan koptuğundan. kendisi de ölmektedir. Ancak bazı yaban arısı türleri sokma esnasında iğnesini bırakmamakta ve bir çok kez sokabilmektedir. Balarısının bir sokuşunda 50 mikrogram, yaban arısının bir sokuşunda ise 5 mikrogram zehir vücuda girer.

Arı sokmasına bağlı görülen alerjik reaksiyonlar zannedildiği kadar sık görülmemektedir. Değişik toplumlarda görülme oranları % 0.4 ile % 5 arasında değişmektedir. Alerjik reaksiyon hemen her yaşta görülmekteyse de en sık 20 yaşından önce karşılaşılır ve erkeklerde iki misli sıktır. Ancak sokma sonucu gelişen alerjik reaksiyonun ciddiyeti yaş ilerledikçe artmaktadır. En sık baş ve boyun bölgesi sokmaları alerji yaratırsa da vücudun her hangi bir yerinin sokulmasıyla da aynı reaksiyon görülebilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda ortalama 50 ölüm bildirilmektedir. Danimarka'da son 20 yılda 26 ölüm bildirilmiştir. Bu 26 ölümün 15'i yaban arısı 9’u ise balarısı sokmasına bağlı olup kalan 2 ölümde arı tipi belirlenememiştir.
Ölümlerden 4 tanesi boyun çevresinden sokulma ve larinks ödemi (boğaz içinde şişlik) sonucu. 5 tanesi de ani kalp durması sonucu olmuştur. İsveç'ten de yılda ortalama 2 ölüm bildirilmektedir. Yalnız olarak ölü bulunan ve myokard infarktüsü (kalp krizi) sonucu öldüğü kabul edilen bazı kişilerin de arı sokmasına bağlı ölebileceği düşünülmektedir. Ülkemizde konu ile ilgili sadece tek bir araştırma bulunmaktadır. 1994'te Afyon'un çay ilçesindeki Selüloz fabrikasında yapılan bu araştırmada. fabrikadaki 786 kişinin % 2.6'sı. daha önce arı sokması sonucu anafilaktik şok geçirdiğini bildirmiştir. Buradaki kişilerin %94.5'i hayatlarında en az bir kez arı tarafından sokulmuştur. Son bir yıl içinde sokulma yüzdesi ise % 20.3'dür. Sokulan kişiler hayat boyu ortalama 6 kez sokulmuştur. Buna karşın kişilerin %20'si arı sokmasının ölüm riski taşıdığını bilmemektedir. Ülkemizde zaman zaman gazete haberi olarak bir kişinin arı sokmasına bağlı öldüğü bildirilmektedir. Özellikle kovanı olan kişilerin bu yönden eğitilmeleri büyük önem arz etmektedir.

ARI SOKUNCA NE OLUYOR?
Arının soktuğu herkes önce sokulma yerinde ani ve keskin bir ağrı duyar. daha sonra burası kızarır ve şişer. Bu şişlik genellikle her hangi bir müdahaleye gerek kalmaksızın bir gün içinde kendiliğinden iyileşir. Daha ender olarak sokulan bölgede oluşan şişlik ve ağrı bir haftaya kadar devam edebilir ve tedavi gerektirir. Alerjisi olmayan kişiler aynı anda bir çok arı tarafından sokulursa. ortaya toksik bir tablo da çıkabilir. Bu tablo baş ağrısı. bulantı. kusma. halsizlik, ateş ve havale geçirmekten ölüme kadar gidebilir. Alerjisi olmayan normal bir kişiyi aynı anda ortalama 500 arının sokması, kişinin toksik bir tablodan ölmesi için yeterlidir. Bu durumun çok ender istisnaları bulunmaktadır .

Alerjik kişilerde belirtiler genellikle bir kaç dakika içinde başlar ve ne kadar erken başlarsa şiddeti de o kadar büyüktür. Belirtiler kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Alerjik reaksiyonlar en sık yaygın ürtiker (kurdeşen), kızarıklık ve anjioödem (yaygın şişlik) şeklindedir. Hayatı tehdit edici reaksiyonlar solunum sisteminin (nefes darlığı) ve kardiovasküler sistemin (kalpte ritm bozukluğu, şok) tabloya katıldığı zaman ortaya çıkar. Kalp ve akciğerlerin olaya katılmadığı buna karşın anjioödem denilen doku içi şişliğin boyun ve boğaz bölgesinde yerleştiği durumlarda hayati tehlike bulunur. Ölüm sebebi kardiyovasküler şok ve hipotansiyon (tansiyon düşüklüğü)' dur. Bazı kişilerde barsak spazmı, ishal ve aynı doğum sancısı gibi uterus (rahim) spazmlan da olabilir. An sokmasına bağlı ölümler en çok erişkin yaş grubunda görülmektedir. Bunun da sebebi; erişkinlerin genellikle altta yatan bazı hastalıklarının olması ve bu nedenle ağır bir alerjik şoku kolayca atlatamamaları ve vücutlarının gençlere ve çocuklara göre daha dayanıksız olmasındandır. Amerika'da her yıl bu nedenle ölen yaklaşık 50 kişinin ancak 3-4 tanesi 20 yaşından gençtir. Arı alerjisi olan kişilerin yarısı doktora geldiklerinde daha önceden buna benzer bir olayın hikayesini verirler, hastaların diğer yarısı ise arının ilk sokuşunda alerjik reaksiyon geçirmiştir. Daha önceden arı sokmasına bağlı önemli boyutta bir alerjik reaksiyon geçiren erişkin yaştaki bir kişinin tekrar arı sokarsa hayati tehlike doğurabilecek alerjik durumla karşılaşma riski epey yüksektir.

Çok daha ender olarak an sokması sonrasında beyin kanaması ve ödemi, bazı kan pıhtılaşma bozuklukları, periferik nöropati (sinir hastalığı) , bazı deri reaksiyonları veya serum hastalığı denen önemli bir tablo ortaya, çıkabilir.

TEŞHİS Bal arısı ve yaban arısının zehrindeki antijenler kullanılarak deri ve kan testleri yapılır. Testlerin amacı vücutta bu zehirlere karşı oluşmuş özel İmmünglobün E (İgE) tipinde spesifik antikorların olup olmadığının açığa kavuşturulmasıdır. Eğer hastanın öyküsü ve testleri olayın İgE antikorları ile oluştuğunu gösteriyorsa, immünoterapi gündeme gelebilir.

ÖNLEMLER VE TEDAVİ
Arı alerjisi olan kişilerin uyması gerekli bazı kurallar vardır (Kurallar). Bunun dışında kesin arı alerjisi olan kişiler yanlarında ilk yardım için Adrenalin (epinefrin) bulundurmalıdır. Bu ilaç günümüzde ağızdan alınabilecek sprey veya otomatik enjektör şekliyle bulunmaktadır. Otomatik enjektör acil durumlarda elbise üzerinden dahi kolayca yapılabilmekte, aynı bir dolmakalem gibi olup uç kısmı vücuda bastırıldığında otomatik olarak iğne çıkmakta ve bir dozluk ilaç yine kendiliğinden vücuda verilmektedir. Kendine iğne yapmaktan çekinen kimseler için de aynı bronş astmalı hastaların kullandığı spreyler tipinde, rahatlıkla cepte veya çantada taşınabilen spreyler bulunmaktadır. Bu spreylerden 15-20 defa ağza sıkılması ve emilmesi, bir doz enjektör'e bedel kabul edilmektedir. Ayrıca bu kişiler yanlarında antialerjik tabletler (antihistaminik) de taşımalı ve bu esnada bunları da kullanmalıdır. Ayrıca sokma yerine soğuk tatbiki, ağrı kesiciler ve gerektiğinde kortizonlu ilaçlar da tedavinin diğer kısmını oluşturur. Daha önceden an alerjisi olduğu bilinen kişiler tekrar arı tarafından sokulduğunda antialerjik tablet ve adrenalin' e ek olarak mutlaka yanlarında bulunduracağı tablet şeklindeki kortizonlu ilaçtan da almalıdır (50 mg Prednizolon). Astması olan hastalar bu esnada astma atağına girebilir, bu nedenle yanlarında nefes açıcı spreyleri de bulundurmaları gerekmektedir. Bu önerilen ilk yardım sonrasında kişiler en yakın bir sağlık merkezine başvurmalıdır.

An alerjisi olan kişilerin bir bölümüne bir alerji uzmanının gerekli görmesiyle (laboratuar testleri, yaş durumu, kişinin mesleği arıcılık, çiftçi vs-,altta yatan başka bir hastalığın olması gibi durumlar göz önüne alınarak) İmmünoterapi (İT, aşı tedavisi) başlanabilir. İT'de 1930'lu yıllardan 1970'li yılların sonuna kadar arıların tüm vücut ekstrakt' ları kullanılmış ve 1978'de Baltimore'dan yapılan bir araştırma ile bu yöntemin hiç bir değerinin olmadığı anlaşılmıştır. Günümüzde İT' de sadece standardize arı zehrinden :hazırlanmış ekstraktlar kullanılmakta ve yüksek oranda başarılı sonuçlar alınmaktadır. İT' nin nasıl etki gösterdiği ve ne süre yapılması gerektiği konusu halen tam açıklığa kavuşmamıştır. Genelde deri ve kan testleri ile gösterilen spesifik IgE'nin. bu testlerle tespit edilemez düzeye gelene kadar. İT'ye devam edilmektedir (3-4 yıl). İT esnasında %20-40 hastada çeşitli alerjik reaksiyonlar (bazen hayati tehlike yaratabilen boyutta) görülebileceğinden, injeksiyonlar sadece bir alerji kliniğinde ve alerji uzmanı bir doktor tarafından yapılmalıdır. Aşı tedavisinin en belirgin sonuç verdiği tek durum, an sokmasına bağlı ortaya Çıkan a1erjidir. Arı alerjisi dışındaki astım ve alerjik nezle gibi hastalıklarda aşı tedavisinin yeri son derece tartışmalı olup konu kitabın diğer bölümlerinde ayrıntılı olarak tartışılmıştır.

Tablo VIII. Arı alerjisi olanların uyması gereken önlemler.

Arılardan mümkün olduğunca kaçınmak ve onları davet etmemek. (yazın pazar alışverişi, bahçede dolaşmak, açık yerde yemek ve meyve yemek, piknik, yakaya çiçek tatmak, parfüm sürmek, çiçekli ve parlak desenli elbiseler giymek. insanın ter kokusunu etkileyebilecek hoş kokulu meyve suyu ve gazoz içmek, hoş kokulu sabun ve şampuan kullanmak) Tatile gittiğinizde çevrede arı kovanı olup olmadığını kontrol edin.

Sakın bir yaban arasını kovanı civarında öldürmeyin. Bu esnada arının salacağı bazı kokular diğer.elini üzerinize çekecektir. Unutmayın terlemek bütün böcekler için çok çekicidir. Çıplak ayakla yürümeyin. Mümkünse dış ortamda pantolon ve uzun kollu gömlekle dolaşın. Bahçe ile uğraşmayı seviyorsanız ya alışkanlığınızı değiştirin ya da bahçedeyken şapka ve eldiven kullanın.

Arıların hoşlanmadığı renk kahverengidir, bu renk giyinin. Yaban arıları genelde saldırgandır. Bal arıla!ı ise genelde sakin olup ancak kızdırıldığında saldırganlaşırlar.Havalar ısındıkça her çeşit arının saldırganlığı artar.

Sizi bal arısı soktuğunda iğnesi kalmıştır ve bu iğneyi elinizle çıkarmaya uğraşmayın. Çünkü iğnenin ucunda bulunan keseyi bu esnada sıkarak, daha çok zehrin vücuda girmesine neden olabilirsiniz.İğneyi mümkünse bir büyüteç ve cımbızla çıkarmak en iyisi. iğne deri üzerinde durduğu sürece ucundaki keseden deri içine zehir akacağından iğneyi de bir an önce çıkarmakta yarar vardır.

Ağız çevresi sokmalarında iğneyi bir doktor çıkarabilir veya bu durumda mutlaka bir doktor görmelidir.

Alerjik Hastaların Uyması Gereken Kurallar 

Küfler (mantarlar) ve ev tozu akarları nemli ortamlarda kolayca ürediklerinden, eviniz güneş görmeli, rutubetsiz ve aydınlık olmalıdır.
Odanızda toz tutulmasına neden olabilecek fazla eşya bulundurmayınız.
Yün ve kuş tüyü ile doldurulmuş minder, yastık, yorgan ve yatakları kesinlikle kullanmayınız. Battaniyelere çift nevresim kılıf geçiriniz.
Temizlik sırasında hasta odada bulunmamalıdır.
Sadece hastanın yanında değil, evin hiçbir yerinde sigara içmeyiniz. Yatak odasında süs bitkisi bulundurmayın.
Çamaşır suyu ve yağlı boya kokusu olan yerlerden hemen uzaklaşınız. Parfüm, oda ve saç spreylerini, sprey deodorantlarını kullanmayınız.
Boyalı ve katkılı maddeli gıdaların şikayetlerinizi arttırabileceğini unutmayınız.
Grip, sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında şikayetleriniz artabileceğinden, önceden tedbirinizi alınız.
Aspirin, Apanax (Aprol, Naprosyn, İnaprol) gibi ilaçları kullanmayınız.
Havalandırma cihazı (air condition) ve buhar makineleri kullanmayınız.

Alerjik hastaların tedavisinde alınacak en iyi sonuçların uzun süreli dikkatli bir takip, sabır, titizlik ve iyi bir hasta - hekim ilişkisi sonucunda gerçekleşeceğini unutmayınız.

Makine mühendisliği 

Makine mühendisliği (İngilizce; mechanical engineering, Almanca; maschinenbau), her türlü mekanizmaların, mekanik sistemlerin ve enerji dönüşüm sistemlerinin konstrüksiyonu, imalatı ve imalat planlanması konularında eğitim ve araştırma yapan bir mühendislik dalıdır. Makine mühendisliği bölümünden mezun olanlara "Makine Mühendisi" unvanı verilir.

 

24 Kasım Öğretmenler Günü 

Türkiye'de Öğretmenler Günü 24 Kasım'da kutlanır. Öğretmenler Günü Mustafa Kemal Atatürk tarafından öğretmenlere adanmıştır. Atatürk öğretmenler için Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. diye seslenmiştir. Atatürk aynı zamanda, zamanında daha yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni alfabesini benimsetmiştir ve bundan dolayı kendisi Başöğretmen olarak nitelendirilmiştir. Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, Türkiye'de 1981 yılından beri kutlanmaktadır.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 

Cumhuriyet Bayramı, 29 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından ilan edilen Cumhuriyet yönetim biçiminin kutlandığı Türkiye'nin resmî bayramlarından bir tanesidir. Ulusal bir bayram olan Cumhuriyet Bayramı her yıl resmi törenlerle kutlanır. Bu törenlerde her yer süslenir. Tüm okullarda ve meydanlarda çeşitli etkinlikler yapılır. Şiirler okunur marşlar söylenir.Cumhuriyetle ilgili oyunlar sahneye konmakta, sergiler düzenlenmektedir.

Erozyon nedir ?Nedenleri nelerdir? Çeşitleri nelerdir ? 

Erozyon, diğer adıyla "toprak aşınımı", toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayı.

Türkiye topraklarının %90'ı su erozyonu %1'i de rüzgar erozyonuna maruz kalmaktadır. Tarım topraklarında ise bu oran su erozyonu için %75 civarındadır.

Erozyonun başlıca nedeni, toprağın üzerinde bulunan ve aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yok olmasıdır. Ayrıca arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü ve insanların yaptığı müdahaleler de erozyon şiddetini belirler. Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa normal erozyon; insanın tabiattaki toprak, su ve bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa hızlandırılmış erozyon adını almaktadır. Normal erozyon, genellikle insan müdahalesi olmayan yerlerde görülür ve çok yavaş olarak gelişir. Meraların aşırı derecede otlatılması, ormanların tahrip edilmesi ile daha az korunan toprak, su ile kolayca taşınabilmektedir ve erozyon hızlanmaktadır.


 Su Erozyonu  [değiştir]Bu erozyon çeşidi ülkemizde en çok görülen erozyon çeşididir. Suyun toprağı aşındırıp taşıma şekli açısından bakıldığında ise;

Damla Erozyonu
Yüzey Akış Erozyonu
Oluk Erozyonu
Yarıntı Erozyonu
Akarsu Yataklarının Yarattığı Erozyon
olarak 5'e ayrılabilir.


 Damla Erozyonu  [değiştir]Damla Erozyonu, yağış esnasında damlanın düştüğü sırada toprağı aşındırması ve mevcut enerjisi ile toprağı sıçratarak taşıması sonucu oluşan erozyondur. Bu sıçramalar 60cm yukarıya 100 - 150cm uzağa kadar olabilmektedir. Bu erozyon çeşidi en ciddi aşınım ve taşınım yaratan erozyondur. Toprakların bitki örtüsü ile kaplı olması bu erozyonu önlemenin en önemli etmenlerindendir. Damla erozyonuna etki eden unsurlar ise aşağıdaki gibidir.

Şekil Açısı
Sıçrama Açısı
Krater Genişliği
Damlanın Yüksekliği
Eğer yüzeyde birikmiş su tabakası varsa sıçrama açısı küçülür ve yaklaşık 85 - 90 derece civarında bir açı oluşur. Bu erozyon çeşidi yağmurun ilk başladığı sırada etkili olan bir erozyon olmasına karşın akan suya oranla daha etkilidir. Damlanın çapı da verdiği zarar ile doğru orantılıdır. Bir örnek ile anlatmak gerekirse 2mm çapındaki bir yağmur damlası limit hızda yere çarptığında yaklaşık olarak 40g ağırlığındaki bir toprağı 1cm kadar havalandırabilir. Bu erozyonda yağışın etkisi ile toprak sıkıştırılarak yüzeyde geçirimsiz olan bir tabaka oluşumunada neden olur.


 Yüzey Akış Erozyonu  [değiştir]İnfiltre (Bknz.İnfiltrasyon) olmayan suyun, yüzey akışa geçerek toprak yüzeyinde bulunan tanecikler ve parçalanmış agregatlar ile karışıp yaratmış olduğu erozyon çeşididir. Yüzey akış erozyonu her zaman gözlemlenemez özellikle toprak renginin koyu olması gözlemlemeyi oldukça zorlaştırır.


 Oluk Erozyonu  [değiştir]Yüzey akışın devam etmesi ile aşınım artar ve belirli bir aşamadan sonra oluklar oluşur. oluşan oluklar aracışığı ile erozyon hızlanarak devam eder. Bu şekildeki erozyona "Oluk Erozyonu" denilmektedir.


 Yarıntı Erozyonu (Gully)  [değiştir]Oluk erozyonunun ilerleyen aşamasından sonra artık oluklar daha geniş ve derin bir hal almaya başlarlar. Oluklara göre daha büyük olarak yarıntılar oluşur ve bu erozyona yarıntı erozyonu denir. Yarıntı erozyonu şekillerine göre 3 şekilde incelenir.

U şeklindeki Yarıntılar
V şeklindeki Yarıntılar
Basamak şeklindeki Yarıntılar

 Akarsu Yataklarının Yarattığı Erozyon  [değiştir]Akarsular aktıkları yatakları derinlemesine ve genişlemesine aşındırırlar bu şekildeki erozyona "Akarsu Yataklarının Yarattığı Erozyon" denir. Aşındırma akarsuyun debisine göre değişir. Bu tip erozyonda materyalin taşınımı üç şekilde gerçekleşir.

Süspansiyon Şekilde Taşınım
Sıçramalar Şeklinde Taşınım
Yatak Yükü şeklinde Taşınım

 Özel Erozyon Çeşitleri  [değiştir]Tünel Erozyonu = Üst kısımda sıkışmış bir toprak tabakası varken yoğun bitki kökleri tarafından sarılmış üst toprak tabakasının altında eğer su ile doymuş bir tabaka bulunursa toprağın altında bir aşınma gerçekleşir.
Sivri Tepe Erozyonu = Daha çok volkanik tepelerdeki aşınmalar sonucu oluşan sivri tepelerdir.
Korunmuş Sütun Erozyonu = Volkanik arazilerdeki çok siddetli aşınımlardır. Peri bacaları bu erozyone en iyi örnektir.
Kütle Hareketleri = yer çekiminin etksisyle ortaya çıkan suyunda katılımyla oluşan hareketlerdir.

 Rüzgâr erozyonu  [değiştir]Rüzgâr erozyonu sonucu verimli toprakların kaybı, buharlaşmanın hızlanmasıyla toprak emliliğinin azalması, bitki büyümesinin yavaşlaması, ulaşımın aksaması ve verimin düşmesi olumsuzluklarını ortaya çıkarmaktadır. Taşınan kum ve verimsiz toprak, üretken tarım topraklarını kaplayarak, tarım yapılamaz hale getirmektedir. Rüzgâr erozyonu en şiddetli olarak; bitki örtüsünün fakir, iklimin kurak olduğu İç ve Doğu Anadolu'da görülür