| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Online BilgiRSSYorum RSS
Yazılar arşiv 09.2008 Other entries in 2008-09 resimler , videolar

Erime Nedir? 


Erime, bir maddenin katı halden sıvı hale geçmesine denir. Erime olayının meydana geldiği sıcaklığa erimeErime, donmanın tersi olarak da ifade edilebilir.

 

Rönesans ve Reform Hareketleri 

Rönesans'i, Ortaçag ile Yeniçag arasinda geçen zaman dilimi olarak tanimlayabiliriz; ancak Ortaçag ansizin sona ermedigi gibi Yeniçag da ansizin baslamamistir. Ayrica Ortaçag'in bitmesi ve Yeniçag'in baslamasi her ülkede ayni tarihlerde gerçeklesmemistir; örnegin Italya'da diger ülkelerden daha önce, 14. yüzyilin ortalarinda 'Petrarca Zamani'nda baslamistir.

Rönesans, diger bütün özellikleri bir yana, Ortaçag'in kavramlarina ve yöntemlerine karsi bir baskaldiridir. Herkes bilir ki her nesil bir öncekine karsi su veya bu ölçüde tepki gösterir; her dönem bir öncekine karsi yapilmis bir baskaldiridir ve bu böyle devam eder; ancak, Rönesans'da yapilan baskaldiri, digerlerine göre daha sert olmustur.

Ortaçag'in karakteristik özelliklerinden birisi yeniliklere karsi duyulan korkudur. Rönesans ise bu konuda daha hosgörülü olmustur. Her yenilik sorunlar yaratmis, ancak yenilikler insanlarin karsisina giderek artan bir siklikla çikmaya baslayinca, bunlara alisilmis ve yeniliklere karsi daha az güvensizlik duyulur olmustur; sonunda insanlar yeniliklerden hoslanmislardir.

Bilim alaninda, yapilan yenilikler devrim niteligindedir. Bu durum ürkek insanlarin neden bilimden korktuklarini açikçi ortaya koymaktadir; çünkü hiçbir sey bilginin gelisimi kadar çag açici olamaz; her türlü toplumsal gelisimin kökeninde bilim bulunmaktadir. Rönesans döneminin bilim adami yeni bir bakis degil, yeni bir olusum ortaya koymustur. Yenilikler çogu kez öyle büyük olmustur ki o döneme Yeniden Dogus ya da Rönesans degil, Gerçek Dogus, Yeni Bir Baslangiç demek daha uygun olur.

Rönesans, insanin kendi üzerine egildigi, kendini kesfettigi ve hümanist görüsün önem kazandigi bir dönemdir. Ortaçag'da egemen olan Hiristiyan anlayisi bu dünyanin degerini, insani öbür dünyaya hazirlayisi ile ölçmüstür. Oysa hümanistler insanin bu dünyadaki yasami ile ilgilenmislerdir. Bütün bunlar insanin kendi üzerine egilmesine, baska deyisle, insanin kendini kesfetmesine neden olmustur.

Türkiye'nin Doğal Güzellikleri Nelerdir? 

ALTINBEŞİK DÜDENİ

Dünyanın en ilginç mağaralarından birisidir. Toros Dağlarının altındaki bu ilginç yeraltı Dünya'sını görmek için özel hazırlık ve gereçler gereklidir. Yer altında çok sayıda mağara ve göl vardır. Bu göllerin su seviyeleri farklı olup aralarında çağlayanlar oluştururlar.
Mağaralarda dev boyutlarda sarkıt ve dikitler mevcuttur. Bu mağara ve göllerin milyonlarca yıllık bir sürecin sonucu oluştuğu bilinmektedir. Konu ile ilgilenenler ve cesur tırmanıcılar için eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır.

DAMLATAŞ MAĞARASI

Alanya'dadır. Sarkıt ve dikitler ihtiva eder. Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi amacıyla da kullanılmaktadır.

KARAİN MAĞARASI

Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye'nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır.

KAPADOKYA

Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.apadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

FALEZLER,
Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.

Büyüme ve Gelişme Nedir? 

Büyüme ve gelişme, döllenmeden sonra anne karnında başlayarak erişkinliğe kadar sürer, Çocukları yetişkinlerden ayıran en önemli özellikler, çocuklarda büyüme ve gelişmenin görülmesidir. Genellikle büyüme ve gelişme terimleri eş anlamlı olarak kullanılır. Ancak büyüme ve gelişme farklı farklı olaylardır. Büyüme vücut hacmindeki ve kütlesindeki artışa denir. Gelişme ise biyolojik olgunlaşma sürecini ifade eder. Büyümede hem hücre sayısı hem de hücrenin hacmi artar. Gelişmede ise dokuların ve hücrelerin yapısındaki değişiklikler sonucunda biyolojik işlevlerde olgunlaşma meydana gelir. Gelişme büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkisi altındadır. Bilgi veya bilgiler bütününü bellemek olarak tanımlanan öğrenme, her yaşta büyüme ve gelişmeyle birlikte gerçekleşir.
Büyüme ve gelişme her ne kadar farklı olaylarsa da birbiriyle bağlantılı değişik aşamaları bulunan bir süreçtir. Bebeklerin ağırlıkları doğumlarından itibaren belli aralıklarla sağlık personelince tartılır boylan ölçülür ve bazı davranış özellikleri izlenir. Böylece bebeğin büyüme ve gelişmesiyle ilgili herhangi bir olumsuz durumun bulunup bulunmadığı belirlenir.

 

 

Dağ Oluşumu Nedir? Nasıl Meydana Gelir? 

Bu  hareketler  dar  zamanda,  dar  olaylar  olarak  belirir  ve  tabakaların  duruşunu  bozarlar.  Hareketler  yatay  ve  dikey  olmak  üzere  iki  yönde  gelişir.  Genellikle,  yatay  (tanjansiyal)  hareketler  kıvrılma  ve  kıvrım  dağlarına,  dikey  hareketler  de  (radial)  kıvrılma  ve  kırık  dağlarına  yer  verirler.  Bununla birlikte,  bu  iki  gurup  arasında  kesin  bir  sınır  çizmek  olanaksızdır.  Çünkü, sert  tabakalarda  kırılma  olurken,  hemen  yanındaki  yumuşak  tortullar  kıvrılabilir.  Bu  nedenle  kıvrım  ve  kırık  dağları  birbirinin  içine  girmiş  olarak  da  uzanırlar.  Diğer  bir özellik  de,  yatay  ve  dikey  hareketlerin   aynı  anda  oluşmaları  ya  da  birbiri  ardınca  gelmeleridir.

Yatay  ve  dikey  hareketler  sonucunda  oluşan,  kıvrılma  ve  kırık  dağları  yeryüzünün  “Öz  Yapı”  yüzeyini  oluştururlar.  Aşağıda  işleyeceğimiz  yerkabuğu  yaylanmaları    (epirojenik  hareketler)  ile  dağ  oluşumu  (orojenik)  hareketinin  ikisine  birden  yer  kabuğunun  yer sanatı  (tektonik)  öz  yapı  yüzeyini  (strüktür)   oluşturur.  Dış  güçler  bu  yüzeyi  işler,  değiştirir  ve  kendine  özgü  yer şekilleri  doğururlar. 

E-Okul Lise 

Son aylarda tüm öğrenci ve velilerin dilinden düşmeyen bir tartışma bulunmaktadır.İlkokul öğrencileri için Meb tarafından geliştirilen "e-okul" projesi yayınlandıktan kısa bir süre sonra tartışmalar boy gösterdi."E-okul projesi liseler içinde geçerlimidir?" sorusu aylardır herkesin kafasını kurcalamaktadır.Bu nedenle yaptığımız araştırmanın sonucunu sizlerle paylaşmak isteriz.E-okul projesi tamamen ilkokul öğrencileri için kurulmuş olup amaç, velilerin öğrencilerinin eğitimlerini daha kolay izleyebilmeleridir.Bu proje liseler için geçerli değildir.Ama Meb'den gelen açıklama doğrultusunda en yakın zamanda liseler içinde böyle bir proje gerçekleştirmenin çalışmalarına başlanacağı belirtildi.

Çikolatanın Yararları Neledir? 

Haftada bir-iki parça bitter çikolata, iltihaplanmaya karşı koruyor, kalp krizi ve beyin kanaması riskini azaltıyor.Kalp ve damar hastalıklarına neden olan iltihaplanmanın göstergesi olan C-reaktif protein seviyesi çikolata yiyenlerde yüzde 17 oranında düşüyor.Siyah çikolatada yüksek oranda antioksidan bulunuyor.Sütle karışınca bazı maddelerin emilimi azaldığı için sütlü çikolata aynı etkiyi göstermiyor.

Egzamadan Korunma Yolları Nelerdir? 

İsveçli bilim adamları, ilk dokuz aylık dönemde balık yiyen bebeklerde egzama görülme olasılığının diğer bebeklere göre yüzde 24 oranında azaldığını ortaya çıkardı.Evde kuş beslemenin de bebeklerde egzamayı yüzde 65 oranında düşürdüğü belirlendi.Kuş tüyünün alerjiyi azaltıcı etkisi bulunuyor.

Sodyum Karbonat Nedir? 

XVIII. Yüzyılda en verimli iki sanayinin madencilik ve dokuma olduğunu hatırlatalım. Kimya, dokuma alanında, lavoisier'den önceki yıllarda da büyük rol oynamıştı. O kadar ki, bu yüzyılın sonlarına kadar kimya her şeyden önce kumaş boyama sanatıydı diyebiliriz. O dönemde şu boyayıcı maddeler kullanılmaktaydı:

Meksika'dan, Kanarya Adalarından ve Hindistan'dan ithal edilen kırmız böceği; Meksika ve Antiller'den bakam ağacı; Hindistan ve Uzak Doğu'dan çivit, Brezilya'dan brezil. Orta Doğu'dan mazı, vb. Bazen kumaş, boyayı kendiliğinden emerdi, bazen de boyadan önce kumaşı yağlardan arıtmak gerekiyordu. Kısacası, dokuma eskiden beri bilime dayanan bir teknik olmuştu.

Kumaşları yağlarından arıtmakta şapın ne gibi yararları olabileceğini ilk sezen, İngiliz Wtlliam Petty (1623-1687) olmuş ve: "Şap, kumaşla boya arasında bir bağdır," demişti. Ama boyamada en yararlı çalışmaları yapanlar Fransızlar oldular. Fizikçi Cisternay Du Fay (1698-1739) boya ve şap oranını tam olarak tespit etti. Kimyagerler "Jean Hellot (1685-1766), Pierre-Joseph Macquer (1718-1784) ve İngiliz meslektaşları Bancroft (1744-1818)" yüzlerce yıllık tekrarların dışında bir teknik bulmaya çalıştılar. "Boya Sanatının öğeleri" adlı eserin yazarı olan büyük kimyacı Claude Berthollet (1748-1822), Lavoisier'nin görüşlerine dayanarak kimyaya, bilime dayanan bir yöntem kazandırmaya çalıştı.

Yine aynı yıl içinde yani 1863'te yarım yüzyıldan beridir laboratuvarları uğraştıran bir buluş daha sanayiide bomba etkisi yaptı: Yirmi beş yaşında bir Belçikalı kimyager daha kolay ve daha ucuz bir üretim yöntemi öneriyordu.

Bu genç mucit Ernest Solvay (1838-1922) idi. 1836'da İskoçya’da, daha sonra Viyana, Leeds ve Paris'te denenip de mali felâketlere yol açan bir yöntemi başarıya ulaştırmıştı. Bu, tuzu amonyak ve karbonik gazla işlemekten ibaretti. Reaksiyon sodyum bikarbonat vermekte, bundan da, ısıtılarak istenilen karbonat elde edilmekteydi. Hemen şuna işaret etmeliyiz ki, bu yöntemin basitliği bir görünüşten ibaret olup aslında Solvay'ı uzun zaman uğraştırmıştı. Solvay'ın yönteminin gerçek bir ihtiyaca karşılık verdiğine de inanmamız gerekir. Çünkü birkaç yıl içinde Belçika, A.B.D. Almanya, Rusya ve daha birçok ülkelerde üst üste fabrikalar kurulmaya başlandı. Böylece Üretim 1875'te 40.000 tona, 1895'te 1.000.000 tona yükseldi. 1902'de de dünyada üretilen 1.800 000 ton sodyum karbonatın 1.650.000 tonu Solvay yöntemiyle elde edilmekteydi.

Solvay, zavallı Leblanc'ın tersine şanslı çıkmış, büyük bir servet, ün ve sevgi kazanmıştı. Ama bunları iyiye kullanmasını bildiğini de hemen eklemek gerekir. Her şeyden önce, çok zengin bir sanayici olduktan sonra bile bilim aşkını kaybetmedi. Aynı zamanda büyük bir insanseverdi. Brüksel ve Paris'te enstitü ve kurumlar kurdu. 1911'de de bütün dünya fizikçilerim Belçika'nın başkentinde toplayacak bir kongreler sistemi meydana getirdi katkısının özellikle büyük etki ve sonuçları olmuştur. Planck, Rutherford, Bohr gibi bilginler buluş ve icatlarını burada açıklamışlar ve bu toplantılar Curie, Einstein, Jeans, Langevin, Perrin, Poincare ve daha başka ünlü bilim adamlarının bir araya gelmelerine fırsat hazırlamıştı.

Sülfürik Asit Nedir? 

Toprak, insana hayatının iki temeli olan ekmek ve sudan başka gerekli bir maddeyi daha, tuzu da sağlar. Bu maddenin öteden beri beslenmede önemli bir yer tuttuğunu ve uzun zaman tuzdan yoksun kalmanın organizmada ne gibi düzensizliklere yol açtığını biliyoruz. Tuzun, yalnız beslenmede değil toplumsal hayatta da büyük rol oynadığını gösteren olaylar çoktur. Sözgelişi Fransızca’daki Salaire, İngilizce’deki Salary kelimesini bir göz önüne alalım: Bu kelime Roma lejyonerlerinin ücretlerinin bir kısmını tuz (sel) olarak almalarından gelmektedir. Bu madde gerçekten birçok ülkede para yerine geçiyordu ve en uzak çağlardan beri devletin tekelinde olup birçok yerlerde 'tuz vergileri' konmuştu. Tuz, bazen buharlaştırma yoluyla deniz suyundan bazen tuz kayalarından çıkartılır.

XIX. yüzyıla kadar tuz, mutfaklarda ya da et ve balık tuzlama işinde kullanılırdı. Ama Leblanc'ın sodyum karbonatı hammadde olarak kullanmaya başlaması üzerine, yeni doğmakta olan kimya sanayinin temel maddesi haline geldi.

Bunların yaratıcıları modern optik camların bulucusu İsviçreli Pierre-Louis Guinand (1748-1824), Alman Cari Zeiss (1816-1888) ve Ernest Abbe (1846-1907) oldular. Bunlardan birincisinin torunları Paris'te optik araçlar fabrikası kurdu, ikincisi de bilimsel kaliteyi ve üretimi geliştirdi.