Yazılar
13 Ekim 2008 17:39 · dousar
· Etiketler
XVII. yüzyıl ortalarında Avusturya imparatorunun, Protestan olan orta Macaristan halkına baskısı sonucu, orta Macar Beyi İmre Tököli (Thököly), Osmanlı himayesine girmişti. İmre Tököli, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'yı, Avusturya'nın elinde bulunan orta Macar kalelerini geri almaya teşvik etti. Varad (Nagy-Varda, Alm. Gros-Wardein) beylerbeyi Hasan Paşa da, orta Macaristan'a ait kaleleri geri alarak, İmre Tököli'ye verdi. Bunun üzerine, Avusturya imparatoru Leopold, Türk kuvvetlerinden yararlanarak, bu kaleleri tekrar ele geçirdi. Bu yüzden, Osmanlı-Avusturya ilişkileri bozuldu.
Viyana Bozgunu, Avrupa'nın ortasına kadar girmiş olan Türk ordusunun son seferi oldu. Sadrazam, 16 Ekim'de Belgrad'a döndü. 29 Ekim'de Estergon Kalesi düşmanın eline geçti. Durumdan son derece üzüntü duyan IV. Mehmed Han, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın idamını emretti. İkinci Viyana Kuşatmasıyla başlayan ve 1699 Karlofça Barış Antlaşmasına kadar süren savaşlar, Osmanlı Devletinin yenilgisiyle sona erdi. Kara Mustafa Paşa, Belgrad'da idam edildi.
13 Ekim 2008 17:36 · dousar
· Etiketler
İnsanlar giysilerindeki kırışıklıkları giderebilmek için uzun uğraşlar vermişlerdir. Bu uğraşılar sonunda değişik yöntemler bulmuşlardır.Başlarda odun, cam , mermer gibi aletler kullanıldı. Taşların ısıtılıp giysilerin üzerinde gezdirilmesi ile ütünün temelleri atılmaya başladı. Tarihte ilk kez sapı olan bir demir parça ile ütüleme işleminin yapılması 17. yüzyılda gerçekleşmiştir. Ocaklarda ısıtılarak kullanılan ütüler zamanla kor ve kömür ile ısıtılan içi oyuk ütülerle yerdeğiştirdi. 19. yüzyılda ise ocak ya da sobaların ısıtıcı olarak kullanılması standart hale geldi.
04 Ekim 2008 13:15 · dousar
· Etiketler
"Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin inkişafında (gelişmesinde) başlıca müessirdir(etkendir). Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır."
Diyerek dil alanında birçok ilke imzasını atmıştır.İşte Atamızın yaptığı hizmetler..
Harf İnkilabı
Dil İnkılabı ve Türk Dil Kurumu'nun (T.D.K.) Kuruluşu
26 Eylül 1932'de Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayı, kurumun çalışma programını kapsayan şu maddeleri tespit etti:
1. Türk dilinin başka dil aileleriyle karşılaştırılması
2. Türk dilinin tarihi ve karşılaştırmalı gramerlerinin yazılması
3. Anadolu ve Rumeli ağızlarından olan kelimelerin derlenmesi, Osmanlıca kelimelere Türkçe karşılıklar bulunması,
4. Türkçe bir sözlük hazırlanması,
5. Kurumun organı olarak bir derginin yayımlanması,
6. Türk dili üstüne yazılmış yerli ve yabancı eserlerin toplanması ve gerekenlerin çevrilmesi,
7. Terimlerin Türkçeleştirilmesi.
04 Ekim 2008 13:12 · dousar
· Etiketler
Ziya Gökalp (1876 - 1924)
Ahmet Hikmet Müftüoğlu (1870 - 1927)
Mehmet Emin Yurdakul (1869 - 1944)
Ömer Seyfettin ( 1884 - 1920 )
Aka Gündüz ( 1885 - 1958 )
Halide Edip Adıvar (1884 - 1964 )
04 Ekim 2008 13:10 · dousar
· Etiketler
Balıkların hafızası ortalama 8 ile 10 dk arasındadır.Ancak balinalarda son yapılan araştırmaya göre 5 yıl kadar sürmektedir.
04 Ekim 2008 13:09 · dousar
· Etiketler
Bitkini yaprağında bulunan krolofil bitkiye yeşil renk verir ek olarak krolofil fotosentezde rol oynar güneş ışığı su ve karbonhidrat kullanarak bitkiye gereken besinlerin yapımını sağlar.
04 Ekim 2008 13:08 · dousar
· Etiketler
Bilim insanlığın bilgi birikimidir ve teknoloji de bu birikimin pratiğe yani hayata yansımasıdır.rnTeknoloji çoğu zaman insanlar için kolaylığı,düzeni,hızı sağlamıştır.Ancak bunlar sağlanırken de olumsuz etkileri de olmaktadır.rnİnsan hayatına olumlu ve olumsuz yönde daima büyük ölçekte etki etmiştir.Bir yüz yıl öncesi ile günümüz arasındaki farklar ne kadar çok...
01 Ekim 2008 14:17 · dousar
· Etiketler
Okyanuslar ve onlarla ilşikili ekosistemleri, kimyasal ve fiziksel süreçleri inceler. Deniz kaynaklarının geliştirilmesine, kullanılmasına ve denizlerin doğal özelliklerinin korunmasına katkıda bulunur. Fiziksel ve kimyasal oşinografi, deniz biyolojisi ve balıkçılık, deniz jeolojisi ve deniz jeofiziği gibi alt dallara ayrılır.
Bilim olarak oşinografi oldukça genç bir bilim gibi gözükse de, kökeni insanoğlunun doğa hakkında ilk soruları sormaya başladığı güne kadar götürülebilir. Aristo'nun denizlerin tuzluluğu ile ilgili görüşleri olduğunu biliyoruz. Luigi Ferdinando Marsigli'nin de 17. yüzyılda İstanbul'da Venedik elçiliğinde çalışırken İstanbul Boğazı ile ilgili çalışmaları da oşinografinin ilk örneklerindendir.
01 Ekim 2008 14:17 · dousar
· Etiketler
Kültürü çeşitleri diye sınıflandıramayız.Hayatımızda heran yaptığımız herşey kültürdür.Bu nedenle sınıflandırmak mümkün değildir.Örnek verecek olursak; yemek kültürü, içki kültürü, oyun kültürü vs vs...
01 Ekim 2008 14:16 · dousar
· Etiketler
Zarla çevrili, özelleşmiş hücre işlevi için gerekli enzim ve diğer elemanları içeren hücre içi yapı. Organeller çekirdek, mitokondrion, endoplazmik retikulum, lizozom, golgi cismi ve peroksizomlardır.