Yazılar
01 Ekim 2008 14:15 · dousar
· Etiketler
Radar
Radar, uzaktaki hedefleri mikrodalga yansıtma metodu ile tespit eden cihazdır. Radarın çalışma prensibi ses dalgası yansıma prensibine çok benzer. Sesi yansıtan bir nesneye doğru bağırmanız halinde (örneğin bir kayalık vadide veya mağarada) bir yankı işitirsiniz.Eğer sesin havada yayılma hızını biliyorsanız nesnenin mesafesini ve genel yönünü hesaplayabilirsiniz. Dönüş yankısı için geçecek süre, ses hızı biliniyorsa kabaca hesaplanabilir. Radar elektromanyetik enerji palslarını Şekil 1. de görüldüğü gibi benzeri bir tarzda kullanır. Radyo frekans enerjisi nesneye ulaşır ve tekrar nesneden yansıyarak geri döner. Enerjinin buradan küçük bir kısmı yansır ve radara geri gelir. Dönen bu bölüme aynen ses terminolojisinde olduğu gibi YANKI adı verilir. Radar seti yankıyı yansıtan nesnenin yön ve mesafesini tespit etmek için kullanır. Radar şu kelimelerin baş harflerinden oluşmaktadır: Bir radar anteni Bir radar anteni RAdio Detecting And Ranging Radyo Algılama ve Mesafe Tayini Alman mühendisi Christian Hülsmeyer elektromanyetik dalgalar ile gemilerin yerini belirlemekte kullanılabilen icadını tescil ettirmek için 1904 yılında Almanya ve İngiltere'de patent başvurusunda bulundu. 30. Nisan.1904 tarihinde Kraliyet Patent Dairesi, Christian Hülsmeyer tarafından geliştirilen, „uzaktaki metal nesnelerin yerini bir gözlemciye bildiren” cihazı 165 546 Nolu belge ile tescil etti. Patent belgesinde bir yansıma sayesinde, gelmekte olan bir gemiyi tespit eden bir buharlı geminin resmi yer almaktadır. Ren nehrinde yapılan bu deneme ile cihazın kullanılabilirliği kanıtlandı.
Sonar
Sonar (Sound Navigation And Ranging); ses dalgalarını kullanarak cismin boyut, uzaklık ve diğer verileri görmemize yarayan alet.
Ultrason
Ultrason, insan kulağının işitmeyeceği kadar yüksek frekanslı ses dalgalarına verilen addır. öteses, ultrases de bu kavram için önerilen adlardandır. kaka bile sesi yansıtır. Ses, cisimlerin titreşimi sonucunda meydana gelir. X – ray ışınlarının tersine ses elektromanyetik değildir. Ultrases akustik bir dalgadır. (Başka bir deyişle gaz, sıvı veya katı ortamdaki mekanik bir dalgadır). Sesin iletilebilmesi için bir ortam (madde) gereklidir. Sesin yayılımı bir yerden bir yerden başka bir yere enerji taşınımı şeklindedir. Ses dalgalarının yayılma hızı, ortamın yoğunluğuna bağlıdır. Ses dalgaları 3’e ayrılır. 1. Infrasound (sesötesi) ; frekansı 20 hertz veya altındaki sestir. 2. İşitilebilir ses ; frekansı 20-20 000 hertz arasında olan işitilebilir sestir. 3. Ultrases ; 20 000 hertz üzerinde (2 – 15 MHz) frekansa sahip işitilemeyen sestir.
01 Ekim 2008 14:10 · dousar
· Etiketler
Valileri İç İşleri Bakanı atar (seçer).Bakanlar kurulunda onaylanıp Cumhurbaşkanlığına gönderilir.Orasıda onayladıktan sonra yürürlüğe girer.
30 Eylül 2008 09:08 · dousar
· Etiketler
Erime, bir maddenin katı halden sıvı hale geçmesine denir. Erime olayının meydana geldiği sıcaklığa erimeErime, donmanın tersi olarak da ifade edilebilir.
30 Eylül 2008 09:06 · dousar
· Etiketler
Rönesans'i, Ortaçag ile Yeniçag arasinda geçen zaman dilimi olarak tanimlayabiliriz; ancak Ortaçag ansizin sona ermedigi gibi Yeniçag da ansizin baslamamistir. Ayrica Ortaçag'in bitmesi ve Yeniçag'in baslamasi her ülkede ayni tarihlerde gerçeklesmemistir; örnegin Italya'da diger ülkelerden daha önce, 14. yüzyilin ortalarinda 'Petrarca Zamani'nda baslamistir.
Rönesans, diger bütün özellikleri bir yana, Ortaçag'in kavramlarina ve yöntemlerine karsi bir baskaldiridir. Herkes bilir ki her nesil bir öncekine karsi su veya bu ölçüde tepki gösterir; her dönem bir öncekine karsi yapilmis bir baskaldiridir ve bu böyle devam eder; ancak, Rönesans'da yapilan baskaldiri, digerlerine göre daha sert olmustur.
Ortaçag'in karakteristik özelliklerinden birisi yeniliklere karsi duyulan korkudur. Rönesans ise bu konuda daha hosgörülü olmustur. Her yenilik sorunlar yaratmis, ancak yenilikler insanlarin karsisina giderek artan bir siklikla çikmaya baslayinca, bunlara alisilmis ve yeniliklere karsi daha az güvensizlik duyulur olmustur; sonunda insanlar yeniliklerden hoslanmislardir.
Bilim alaninda, yapilan yenilikler devrim niteligindedir. Bu durum ürkek insanlarin neden bilimden korktuklarini açikçi ortaya koymaktadir; çünkü hiçbir sey bilginin gelisimi kadar çag açici olamaz; her türlü toplumsal gelisimin kökeninde bilim bulunmaktadir. Rönesans döneminin bilim adami yeni bir bakis degil, yeni bir olusum ortaya koymustur. Yenilikler çogu kez öyle büyük olmustur ki o döneme Yeniden Dogus ya da Rönesans degil, Gerçek Dogus, Yeni Bir Baslangiç demek daha uygun olur.
Rönesans, insanin kendi üzerine egildigi, kendini kesfettigi ve hümanist görüsün önem kazandigi bir dönemdir. Ortaçag'da egemen olan Hiristiyan anlayisi bu dünyanin degerini, insani öbür dünyaya hazirlayisi ile ölçmüstür. Oysa hümanistler insanin bu dünyadaki yasami ile ilgilenmislerdir. Bütün bunlar insanin kendi üzerine egilmesine, baska deyisle, insanin kendini kesfetmesine neden olmustur.
30 Eylül 2008 09:06 · dousar
· Etiketler
ALTINBEŞİK DÜDENİ
Dünyanın en ilginç mağaralarından birisidir. Toros Dağlarının altındaki bu ilginç yeraltı Dünya'sını görmek için özel hazırlık ve gereçler gereklidir. Yer altında çok sayıda mağara ve göl vardır. Bu göllerin su seviyeleri farklı olup aralarında çağlayanlar oluştururlar.
Mağaralarda dev boyutlarda sarkıt ve dikitler mevcuttur. Bu mağara ve göllerin milyonlarca yıllık bir sürecin sonucu oluştuğu bilinmektedir. Konu ile ilgilenenler ve cesur tırmanıcılar için eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır.
DAMLATAŞ MAĞARASI
Alanya'dadır. Sarkıt ve dikitler ihtiva eder. Mağara içindeki havanın nemlilik oranı % 90 civarındadır. Tedavi amacıyla da kullanılmaktadır.
KARAİN MAĞARASI
Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 50 000 yıl kadar öncede yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye'nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır.
KAPADOKYA
Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.apadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.
FALEZLER,
Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.Antalya'nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölgedir. Bu ilginç jeolojik yapı aynı zamanda doğal arıtma sistemi işlevi ile körfezin temizliğine önemli bir katkı sağlamaktadır.
30 Eylül 2008 09:04 · dousar
· Etiketler
Büyüme ve gelişme, döllenmeden sonra anne karnında başlayarak erişkinliğe kadar sürer, Çocukları yetişkinlerden ayıran en önemli özellikler, çocuklarda büyüme ve gelişmenin görülmesidir. Genellikle büyüme ve gelişme terimleri eş anlamlı olarak kullanılır. Ancak büyüme ve gelişme farklı farklı olaylardır. Büyüme vücut hacmindeki ve kütlesindeki artışa denir. Gelişme ise biyolojik olgunlaşma sürecini ifade eder. Büyümede hem hücre sayısı hem de hücrenin hacmi artar. Gelişmede ise dokuların ve hücrelerin yapısındaki değişiklikler sonucunda biyolojik işlevlerde olgunlaşma meydana gelir. Gelişme büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkisi altındadır. Bilgi veya bilgiler bütününü bellemek olarak tanımlanan öğrenme, her yaşta büyüme ve gelişmeyle birlikte gerçekleşir.
Büyüme ve gelişme her ne kadar farklı olaylarsa da birbiriyle bağlantılı değişik aşamaları bulunan bir süreçtir. Bebeklerin ağırlıkları doğumlarından itibaren belli aralıklarla sağlık personelince tartılır boylan ölçülür ve bazı davranış özellikleri izlenir. Böylece bebeğin büyüme ve gelişmesiyle ilgili herhangi bir olumsuz durumun bulunup bulunmadığı belirlenir.
30 Eylül 2008 08:59 · dousar
· Etiketler
Bu hareketler dar zamanda, dar olaylar olarak belirir ve tabakaların duruşunu bozarlar. Hareketler yatay ve dikey olmak üzere iki yönde gelişir. Genellikle, yatay (tanjansiyal) hareketler kıvrılma ve kıvrım dağlarına, dikey hareketler de (radial) kıvrılma ve kırık dağlarına yer verirler. Bununla birlikte, bu iki gurup arasında kesin bir sınır çizmek olanaksızdır. Çünkü, sert tabakalarda kırılma olurken, hemen yanındaki yumuşak tortullar kıvrılabilir. Bu nedenle kıvrım ve kırık dağları birbirinin içine girmiş olarak da uzanırlar. Diğer bir özellik de, yatay ve dikey hareketlerin aynı anda oluşmaları ya da birbiri ardınca gelmeleridir.
Yatay ve dikey hareketler sonucunda oluşan, kıvrılma ve kırık dağları yeryüzünün “Öz Yapı” yüzeyini oluştururlar. Aşağıda işleyeceğimiz yerkabuğu yaylanmaları (epirojenik hareketler) ile dağ oluşumu (orojenik) hareketinin ikisine birden yer kabuğunun yer sanatı (tektonik) öz yapı yüzeyini (strüktür) oluşturur. Dış güçler bu yüzeyi işler, değiştirir ve kendine özgü yer şekilleri doğururlar.
29 Eylül 2008 15:48 · dousar
· Etiketler
Son aylarda tüm öğrenci ve velilerin dilinden düşmeyen bir tartışma bulunmaktadır.İlkokul öğrencileri için Meb tarafından geliştirilen "e-okul" projesi yayınlandıktan kısa bir süre sonra tartışmalar boy gösterdi."E-okul projesi liseler içinde geçerlimidir?" sorusu aylardır herkesin kafasını kurcalamaktadır.Bu nedenle yaptığımız araştırmanın sonucunu sizlerle paylaşmak isteriz.E-okul projesi tamamen ilkokul öğrencileri için kurulmuş olup amaç, velilerin öğrencilerinin eğitimlerini daha kolay izleyebilmeleridir.Bu proje liseler için geçerli değildir.Ama Meb'den gelen açıklama doğrultusunda en yakın zamanda liseler içinde böyle bir proje gerçekleştirmenin çalışmalarına başlanacağı belirtildi.
29 Eylül 2008 08:20 · dousar
· Etiketler
Haftada bir-iki parça bitter çikolata, iltihaplanmaya karşı koruyor, kalp krizi ve beyin kanaması riskini azaltıyor.Kalp ve damar hastalıklarına neden olan iltihaplanmanın göstergesi olan C-reaktif protein seviyesi çikolata yiyenlerde yüzde 17 oranında düşüyor.Siyah çikolatada yüksek oranda antioksidan bulunuyor.Sütle karışınca bazı maddelerin emilimi azaldığı için sütlü çikolata aynı etkiyi göstermiyor.
29 Eylül 2008 08:17 · dousar
· Etiketler
İsveçli bilim adamları, ilk dokuz aylık dönemde balık yiyen bebeklerde egzama görülme olasılığının diğer bebeklere göre yüzde 24 oranında azaldığını ortaya çıkardı.Evde kuş beslemenin de bebeklerde egzamayı yüzde 65 oranında düşürdüğü belirlendi.Kuş tüyünün alerjiyi azaltıcı etkisi bulunuyor.