Yazılar
24 Ekim 2007 16:31 · dousar
· Etiketler
Makine mühendisliği (İngilizce; mechanical engineering, Almanca; maschinenbau), her türlü mekanizmaların, mekanik sistemlerin ve enerji dönüşüm sistemlerinin konstrüksiyonu, imalatı ve imalat planlanması konularında eğitim ve araştırma yapan bir mühendislik dalıdır. Makine mühendisliği bölümünden mezun olanlara "Makine Mühendisi" unvanı verilir.
24 Ekim 2007 16:30 · dousar
· Etiketler
Türkiye'de Öğretmenler Günü 24 Kasım'da kutlanır. Öğretmenler Günü Mustafa Kemal Atatürk tarafından öğretmenlere adanmıştır. Atatürk öğretmenler için Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. diye seslenmiştir. Atatürk aynı zamanda, zamanında daha yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni alfabesini benimsetmiştir ve bundan dolayı kendisi Başöğretmen olarak nitelendirilmiştir. Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, Türkiye'de 1981 yılından beri kutlanmaktadır.
24 Ekim 2007 16:28 · dousar
· Etiketler
Cumhuriyet Bayramı, 29 Ekim 1923'te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından ilan edilen Cumhuriyet yönetim biçiminin kutlandığı Türkiye'nin resmî bayramlarından bir tanesidir. Ulusal bir bayram olan Cumhuriyet Bayramı her yıl resmi törenlerle kutlanır. Bu törenlerde her yer süslenir. Tüm okullarda ve meydanlarda çeşitli etkinlikler yapılır. Şiirler okunur marşlar söylenir.Cumhuriyetle ilgili oyunlar sahneye konmakta, sergiler düzenlenmektedir.
24 Ekim 2007 16:26 · dousar
· Etiketler
Erozyon, diğer adıyla "toprak aşınımı", toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayı.
Türkiye topraklarının %90'ı su erozyonu %1'i de rüzgar erozyonuna maruz kalmaktadır. Tarım topraklarında ise bu oran su erozyonu için %75 civarındadır.
Erozyonun başlıca nedeni, toprağın üzerinde bulunan ve aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yok olmasıdır. Ayrıca arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü ve insanların yaptığı müdahaleler de erozyon şiddetini belirler. Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa normal erozyon; insanın tabiattaki toprak, su ve bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa hızlandırılmış erozyon adını almaktadır. Normal erozyon, genellikle insan müdahalesi olmayan yerlerde görülür ve çok yavaş olarak gelişir. Meraların aşırı derecede otlatılması, ormanların tahrip edilmesi ile daha az korunan toprak, su ile kolayca taşınabilmektedir ve erozyon hızlanmaktadır.
Su Erozyonu [değiştir]Bu erozyon çeşidi ülkemizde en çok görülen erozyon çeşididir. Suyun toprağı aşındırıp taşıma şekli açısından bakıldığında ise;
Damla Erozyonu
Yüzey Akış Erozyonu
Oluk Erozyonu
Yarıntı Erozyonu
Akarsu Yataklarının Yarattığı Erozyon
olarak 5'e ayrılabilir.
Damla Erozyonu [değiştir]Damla Erozyonu, yağış esnasında damlanın düştüğü sırada toprağı aşındırması ve mevcut enerjisi ile toprağı sıçratarak taşıması sonucu oluşan erozyondur. Bu sıçramalar 60cm yukarıya 100 - 150cm uzağa kadar olabilmektedir. Bu erozyon çeşidi en ciddi aşınım ve taşınım yaratan erozyondur. Toprakların bitki örtüsü ile kaplı olması bu erozyonu önlemenin en önemli etmenlerindendir. Damla erozyonuna etki eden unsurlar ise aşağıdaki gibidir.
Şekil Açısı
Sıçrama Açısı
Krater Genişliği
Damlanın Yüksekliği
Eğer yüzeyde birikmiş su tabakası varsa sıçrama açısı küçülür ve yaklaşık 85 - 90 derece civarında bir açı oluşur. Bu erozyon çeşidi yağmurun ilk başladığı sırada etkili olan bir erozyon olmasına karşın akan suya oranla daha etkilidir. Damlanın çapı da verdiği zarar ile doğru orantılıdır. Bir örnek ile anlatmak gerekirse 2mm çapındaki bir yağmur damlası limit hızda yere çarptığında yaklaşık olarak 40g ağırlığındaki bir toprağı 1cm kadar havalandırabilir. Bu erozyonda yağışın etkisi ile toprak sıkıştırılarak yüzeyde geçirimsiz olan bir tabaka oluşumunada neden olur.
Yüzey Akış Erozyonu [değiştir]İnfiltre (Bknz.İnfiltrasyon) olmayan suyun, yüzey akışa geçerek toprak yüzeyinde bulunan tanecikler ve parçalanmış agregatlar ile karışıp yaratmış olduğu erozyon çeşididir. Yüzey akış erozyonu her zaman gözlemlenemez özellikle toprak renginin koyu olması gözlemlemeyi oldukça zorlaştırır.
Oluk Erozyonu [değiştir]Yüzey akışın devam etmesi ile aşınım artar ve belirli bir aşamadan sonra oluklar oluşur. oluşan oluklar aracışığı ile erozyon hızlanarak devam eder. Bu şekildeki erozyona "Oluk Erozyonu" denilmektedir.
Yarıntı Erozyonu (Gully) [değiştir]Oluk erozyonunun ilerleyen aşamasından sonra artık oluklar daha geniş ve derin bir hal almaya başlarlar. Oluklara göre daha büyük olarak yarıntılar oluşur ve bu erozyona yarıntı erozyonu denir. Yarıntı erozyonu şekillerine göre 3 şekilde incelenir.
U şeklindeki Yarıntılar
V şeklindeki Yarıntılar
Basamak şeklindeki Yarıntılar
Akarsu Yataklarının Yarattığı Erozyon [değiştir]Akarsular aktıkları yatakları derinlemesine ve genişlemesine aşındırırlar bu şekildeki erozyona "Akarsu Yataklarının Yarattığı Erozyon" denir. Aşındırma akarsuyun debisine göre değişir. Bu tip erozyonda materyalin taşınımı üç şekilde gerçekleşir.
Süspansiyon Şekilde Taşınım
Sıçramalar Şeklinde Taşınım
Yatak Yükü şeklinde Taşınım
Özel Erozyon Çeşitleri [değiştir]Tünel Erozyonu = Üst kısımda sıkışmış bir toprak tabakası varken yoğun bitki kökleri tarafından sarılmış üst toprak tabakasının altında eğer su ile doymuş bir tabaka bulunursa toprağın altında bir aşınma gerçekleşir.
Sivri Tepe Erozyonu = Daha çok volkanik tepelerdeki aşınmalar sonucu oluşan sivri tepelerdir.
Korunmuş Sütun Erozyonu = Volkanik arazilerdeki çok siddetli aşınımlardır. Peri bacaları bu erozyone en iyi örnektir.
Kütle Hareketleri = yer çekiminin etksisyle ortaya çıkan suyunda katılımyla oluşan hareketlerdir.
Rüzgâr erozyonu [değiştir]Rüzgâr erozyonu sonucu verimli toprakların kaybı, buharlaşmanın hızlanmasıyla toprak emliliğinin azalması, bitki büyümesinin yavaşlaması, ulaşımın aksaması ve verimin düşmesi olumsuzluklarını ortaya çıkarmaktadır. Taşınan kum ve verimsiz toprak, üretken tarım topraklarını kaplayarak, tarım yapılamaz hale getirmektedir. Rüzgâr erozyonu en şiddetli olarak; bitki örtüsünün fakir, iklimin kurak olduğu İç ve Doğu Anadolu'da görülür
24 Ekim 2007 16:26 · dousar
· Etiketler
Doğal sayılar, {0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, ...} şeklinde sıralanan tam sayılardır. Bazı kaynaklarda "0" doğal sayı olarak alınmaz. Ancak eğer cebirsel inşâlar yapılmak isteniyorsa "0" sayısının doğal sayı olarak alınması avantaj sağlayabilir.
24 Ekim 2007 16:25 · dousar
· Etiketler
Victor Hugo'nun 1862 yılında yazmış olduğu roman. Fransızca orijinal adı "Les Misérables".
Müzikal oyunu da yapılmıştır.
24 Ekim 2007 16:22 · dousar
· Etiketler
Nutuk, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın 15 - 20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kongresinde okumuş olduğu uzun konuşma metnidir. 1919 - 1925 yılları arasındaki siyasi olayların Mustafa Kemal'in bakış açısından anlatımını içerir. Devlet Basımevi tarafından (belgeler bölümü hariç) yaklaşık 900 sayfalık bir kitap olarak yayımlanmış, ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bu döneme ilişkin resmi öğretisinin temelini oluşturmuştur.
Nutuk'un güncel Türkçeye çevrilmiş ve bazı ayrıntıları düzeltilmiş bir versiyonu Söylev adıyla yayımlanmıştır.
24 Ekim 2007 16:21 · dousar
· Etiketler
AFİŞ Kelime bakımından Fransızca kökenli olan afiş; Reklam ya da propaganda yapmak, bir duyuru iletmek amacıyla halka açık yerlere asılan genellikle resimli, basılı kağıt; duvar ilanı. Afişler tasarım ve sanat kaygısını eşit ağırlıkta olduğu grafik ürünlerdir. Dışavurumculuk, Art Nouveau, Art Deco, Bauhaus uluslararası tipografik stil gibi modern sanat ve tasarım akımlarının çağdaş afiş dilinin gelişimine büyük etkisi olmuştur. Büyük boyutlu dış mekan afişleri, duvar yüzeylerine ve ilan panolarına asılır. İç mekan afişleri ise lobi, salon ve koridorlarda kullanılmak üzere tasarlanan daha küçük boyutlu afişlerdir. Dış mekan afişlerinin izlenme süresi kısadır. Buna karşın, iç mekan afişleri daha uzun süre incelenebilir. Afişin izlenme süresi, tasarım aşamasında dikkate alınması gereken bir kriterdir. Afişler üç ana gruba ayrılır: 1) Reklam Afişleri: Bir ürün ya da hizmeti tanıtan afişlerdir. Beş sektörde yaygın olarak kullanılırlar: a) Moda, b) Endüstri, C) Kurumsal reklamcılık, d) Basın-Yayın, e) Turizm. 2) Kültürel Afişler: Festival, seminer, sempozyum, balo, konser, sinema, tiyatro, sergi ve spor gibi kültürel etkinlikleri tanıtan afişler bu gruba girer. 3) Sosyal Afişler: Sağlık, ulaşım, sivil savunma, trafik, çevre gibi konularda eğitici ve uyarıcı nitelikteki afişlerin yanısıra, politik bir düşünceyi ya da siyasi bir partiyi tanıtan afişler ise sosyal afişler grubunda yer alır. Afiş Tasarımında Değerlendirme Kriterleri Mesaj: Tasarımcı; afiş aracılığıyla vereceği mesajı açıklığa kavuşturmalı, verilmek istenen bilgiyi mümkün olduğunca dolaysız bir biçimde aktaracak görsel bir sistem oluşturmalıdır
24 Ekim 2007 15:48 · dousar
· Etiketler
Primer karaciğer kanseri, tüm dünyada en sık görülen tümörlerden biridir. Değişik tipleri arasında, karaciğer hücrelerinden (hepotositler) gelişen ve "hepatocellüler carcinoma-HCC" veya "hepatoma" adı verilen kanser, % 80'ini oluşturur. ABD'de az görülmesine karşılık Asya ve Afrika'da çok sık görülür. Oluşumunda siroz (alkol), Hepatit B_ve C enfeksiyonları önemli rol oynar. Herhangi bir nedenle siroz gelişmiş olan hastaların yıllık HCC gelişme riski % 3-5'dir. Ayrıca küflenmiş gıdalarda (özellikle baklagiller) bulunan Aflotoksin de hastalığın ortaya çıkmasında önemli bir nedendir.
Tanı konması genellikle güçtür. Karın sağ üst kısmında ağrı, bitkinlik hissi ve kilo kaybı en sık görülen klinik belirtilerdir. 1/3'ünde sarılık görülür. Karaciğer sirozuna bağlı, karında sıvı toplanması, dalak büyümesi ve sindirim sisteminden kanamalar olabilir.
Karaciğerin Ultrasonografik, Bilgisayarlı tomografi (BT) veya MR incelemeleri ile tanı konulma olasılığı yüksektir. Özellikle portal veya anjiyografik BT ile yapılan incelemeler çok daha yararlı sonuçlar verir. Karaciğer biyopsisi ve % 70 hastada yükselmiş bulunan "alfa-fetoprotein-AFP" tanıyı kesinleştirir. AFP tanı için spesifik olmamakla beraber, kronik karaciğerer hastalığı olanlarda bu testin giderek artması HCC' yi akla getirmelidir.
Tedavi seçenekleri
Başlıca tedavi seçeneklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
1. Cerrahi rezeksiyon (lobektomi, sağ veya sol hepatektomi. vb.)
2. Karaciğer nakli (kadavradan veya canlı vericiden )
3. Alkol enjeksiyonu (%95 etanol)
4. Cryotherapi (dondurma),
5. Devaskülarizasyon (Tümörün kanlanmasını ortadan kaldırmak),
6. Kemo-embolizasyon (Onkolojik ilaçlar, tümörü besleyen damarın tıkanması)
7. Kemoterapi (onkolojik ilaçlar)
8. Termoterapi (Radiofrequency ablation-RFA)
Bu yöntemler içinde, lezyonun cerrahi olarak çıkartılması tedavi edici tek ve en önemli yöntemdir. Seçilmiş hasta gruplarında, cerrahi olarak lezyonun karaciğerin. bir kısmı veya yarısıyla (sağ veya sol) birlikte çıkartılmasıyla uzun süreli bir yaşam sağlanabilmektedir. Ne yazık ki hepatomaların ancak % 25-30'u cerrahi tedavi için uygundur. Pek çok karaciğer kanseri (çapının büyük olması, önemli damarları tutması, karaciğer dışında yayılım göstermesi, karaciğer içinde çok sayıda olması veya birlikte bulunan sirozun ileri evrelerde olması gibi) tanı konulduğu zaman cerrahi tedavi şansını kaybetmiş durumdadır.
Yeni gelişmeler
Son yıllarda karaciğer cerrahisinde çok hızlı ve önemli gelişmeler kaydedildi. Sirozu bulunmayan hastalarda karaciğer rezeksiyonundan ölüm oranı % 5'in altına indi. Karaciğer cerrahisiyle uğraşan merkezlerde bu oran % 1 ise de, sirozlu hastalarda karaciğer rezeksiyonu sonrası ölüm oranı % 10-20'dir. 5-yıllık yaşam süresi % 30-60, S-yılda hastalığın nüks oranı % 80 'dir. Özellikle 5 cm.den küçük, erken evre siroz olanlardaki hepatomalarda cerrahi rezeksiyon en uygun seçimdir.
Eğer HCC sayı ve kitlesel hacim olarak cerrahi rezeksiyonla çıkartılamıyorsa, sirotik karaciğer rezervi yeterli değil ve gösterilemeyen küçük HCC odaklarının da ortadan kaldırılması isteniyorsa 'karaciğer nakli" uygun bir seçenektir. Özellikle 3 cm. den büyük, 3'den çok sayıda ve parankim içine yerleşmiş hepatomalarda karaciğer nakli düşünülmelidir.
Paul Brousse Hastanesi Karaciğer Cerrahi Merkezinden (Fransa) R. Adam i ve arkadaşlarının bu temel ilkeler içinde uyguladıkları karaciğer nakillerinin sonuçları oldukça başarılıdır. Siroz zemininde gelişen bir HCC'de karaciğer naklinden sonra 5-yıllık yaşam süresi % 20-30, cerrahi ölüm oranı %l0-20 ve hastalığın yayılım olasılığı %30-40'dır.
Cerrahi olarak tümörün çıkartılması ve karaciğer nakli ancak bir kısım hastada uygulanabilir. Özellikle tümörün büyük ve karaciğer dışına yayıldığı durumlarda, hastanın yaşam süresini uzatabilmek amacıyla diğer seçenekleri göz önüne tutmak gerekir. Bu amaçla belirli dönemlerde ortaya atılan seçenekler, bir süre kendinden çok söz ettirip, zamanla değerini kaybetti veya azaldı.
Karaciğerdeki tümöral kitlenin içine, ultrasonografi eşliğinde alkol enjeksiyonu (% 95 etanol), hastaların % 75'inde tam, % 20'sinde kısmi nekroz yapmakta ve hastanın yaşam süresini uzatmaktadır. Bu konu üzerinde daha önceki yıllarda geniş olarak durmuştuk. Karaciğer dokusunun arteryel ve portal venöz sistemden kanlanmasına karılık, HCC'nin doğrudan hepatik arterden kanlanması özelliği, tanı için radyolojik incelemelerde olduğu kadar, tedavi amacıylada kullanılır. Tümörü besleyen ana damarın içine kemoterapi ajanları verilebilir, lpyodol, Gelfoam gibi maddelerle damar kanarak lezyonda nekroz olması sağlanabilir.
Sistemik etkili kemoterapötik ajanlar HCC tedavisinde çok yönlü olarak denenli, fakat belirgin bir yararlı etki sağlanamadı. Buna rağmen bazı karaciğer kanseri araştırma merkezleri, hasta onayını alarak yeni bazı ilaç türlerini deniyor.
"Cryosurgery" (dondurma) yöntemi, çelik bir çubuğun tümör içine sokulup sıvı nitrojen verilerek -190 derecede tümörün, çevresindeki bir kısım karaciğer dokusu ile birlikte dondurulmasıdır.
Yeni bir yöntem: Termoterapi
Radiofrequency Ablation.,RFA diye isimlendirilen bu yöntem, tümörün içine (yerleştirilen, şemsiye şeklinde açılabilir özel bir çubukla (prob) tümöre yüksek frekanslı, değişken elektrik akımı vermektir. Bu ısı ile tümör 100 derecenin üstünde ısıtılıp, kanser hücreleri öldürülmektedir.
İlk kez 1996 yılında Rossi ve arkadaşlarının (3) kullandıkları yöntem, son 4-5 yıl içinde giderek yaygınlaştı ve bu alanda önemli bir tedavi seçeneği durumuna geldi. Bu yöntem, doğrudan ciltten (petkütan), laparoskopik ve açık cerrahi şeklinde yapılabiliyor. Toplanmış 10 ayrı çalışmada termoterapiye bağlı ölüm oranı hiç görülmedi. Komplikasyon oranı % 0-17 arasında değişiyor. Bazen kanama, ateş, agrı, apse gelişmesi gibi sorunlar yaratıyor.
RFA uygulaması için hastanın ileri evre siroz olmaması, tümör sayısının beşten fazla, çaplarının 5-6 cm. den büyük ve kanama bozukluğunun bulunmaması gerekir.
Rossi ve Arkadaşları 1 yıllık %94, 3-yıllık % 68 oranında sağ kalım bildiriyor. Hastaların % 95-100'ünde lezyonda tam nekroz sağlanabiliyor. Bowles ve arkadaşları da 99 RFA girişiminde 328 tümöre yöntemi uyguladı. Sadece bir hasta öldü (% 1), yedi büyük ve 10 küçük komplikasyon açığa çıktı. 15 aylık izleme sonunda sadece 30 tümörde (% 9) nüks oldu. Alınan sonuçların alkol enjeksiyonundan daha başarılı olduğu, tümörün lokal kontrolün sağlanmasında, etkili ve güvenli, tekrarlanabilir bir yöntem olduğu savunulmaktadır. Başarı oran 3 cm. den küçük tümörlerde daha yüksek olurken, 5 cm. den büyük olanlarda başarı oranı düşmektedir.
Ülkemizde birkaç hastanede kullanılmaya başlayan bu yöntem, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Radyoloji-Genel Cerrahi bölümleri tarafından birlikte uygulanmaya başlandı Yakın zamanlarda yayınlanan araştırma sonuçları da RFA'nın iyi bir lokal kontrol sağladığı ve sonuçlarının cerrahi ile kıyaslanabileceğini ileri sürmektedir .
Sonuç olarak; karaciğer kanserinin (HCC) tek etkin tedavi yöntemi cerrahidir. Ancak cerrahinin uygulanabileceği hasta sayısı fazla değildir. Cerrahi rezeksiyon ve karaciğer nakli olanağı bulunamayan hastalarda yaşam süresini uzatacak değişik yöntemler ortaya atılmaktadır. Son yıllarda hızla yayılan RFA (termo-terapi) alınan ilk sonuçlarıyla ümit vermektedir.
24 Ekim 2007 15:46 · dousar
· Etiketler
Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu.
- Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması olarak tanımlanan kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri...
Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4. sırada yer alan kanser, son yıllarda kardiyovasküler sistem hastalıklarından sonra 2. sıraya yükseldi.
Kanserin sebebi nedir?
Çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.
Hangi organlarda kanser olur?
Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda kanser gelişebilir.
İyi huylu ve kötü huylu tümör ne demektir?
İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma) denir.